İçeriğe geç

100 GÜN İÇİN NE DEDİLER?

100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında henüz 45 GÜN ÖNCE Dil Koçluğunu yapmaya başladığım çok değerli Tolunay Ersoy Hanım diyor ki:

“Semih öğretmenim,

bu sabah Sabiha Gökçen’den Londra’ya geldim.

Havaalanında pasaport kontrolünde takıldım. Görevli dönüş biletimi görmek istedi. Telefonumda, dedim. Telefonum bir türlü internete bağlanmadı.

Yok, nereye gidiyorsun, ne kadar kalacaksın, daha önce geldin mi, ne zaman geldin… Ve ben tüm soruları cevapladım. Yani konuştum ve çıkmayı başardım.

Ondan sonra tren biletimi alacak yeri sordum, durağı sordum, trenin kalktığı yeri sordum, buldum. Herkese soru sordum.

Kısacası, ya oluyor bu iş, dedim.

Artık, anlıyorum ama konuşamıyorum yok.

Harikasınız öğretmenim ve yolculuktaki tüm arkadaşlarım.”

******

100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında sıfırdan İngilizce öğrenen, biri 16 yaşında iki kız annesi çok değerli Serap Hanım, 100 GÜNLÜK yolculuğu sonunda şunları yazmış:

“Bundan tam 100 gün önceydi. Hiç İngilizce bilmeyen ben internette, Benimle 100 Günde Bir Dil Öğrenmeye Var Mısın? diyen Semih Uçar diye birini gördüm.
Başta, olur mu acaba böyle bir şey, diye düşündüm. Çünkü dil öğrenmem pek mümkün görünmüyordu. İki kızım da koleje gidiyor. Birinci sınıftan beri yoğun biçimde İngilizce dersi alıyorlar. Bu adam ise üç ay gibi bir sürede okuyup anlayıp, hatta konuşabileceğimizi söylüyordu. Mucize gibi bir şey olması lazım bunun için, diye düşündüm. Ama yine de aradım. Galiba mucizelere inanıyorum.
Semih Bey’le telefonla görüştükten sonra onun rehberliğinde 100 GÜNLÜK İngilizce öğrenme yolculuğuna başladım.
Ve gerçekten mucize gibi bir şey oldu.
100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN’de sıfırdan İngilizce öğrenmeye başladım ve 100 GÜN içinde okuduğum kitapları ve konuşulanları anlar, ayrıca, kendimi ifade edebilecek duruma geldim.
Eşim ve kızlarım buna inanmakta çok güçlük çektiler. Benim üstün zekâlı olduğumu falan düşünmeye başladılar. Ama bunun sadece teknik meselesi olduğunu, gerçekten de herkesin yapabileceğini onlara da anlattım.
Sevgili Semih, iyi ki seni tanımışım.
İyi ki hayatımıza girmişsin. İyi ki varsın. Sana çok teşekkür ederim.”
******

(Görme engelli) müzik öğretmeni Bilge Özel‘in 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN tecrübesini okumak için aşağıdaki yazıyı okumanızı istiyorum:

Bilge Artık Daha da Özgürleşti

******

Gizem Gökçe Hanım, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında SIFIRDAN İtalyanca öğrenmeye başladı.

Gizem Hanım’ın dil yolculuğunun HENÜZ 19. GÜNÜNDE İtalyancadan çevirdiği zor metin:

Gizem Gökçe’nin İtalyanca Öğrenmeye Başladığının 19. Gününde Yaptığı Çeviri

İtalyanca yolculuğunun HENÜZ 30. GÜNÜNDE yaptığı çeviri:

Gizem Gökçe’nin İtalyanca Öğrenmeye Başladığının 30. Gününde Yaptığı Çeviri

Gizem Gökçe’nin, 100 GÜNLÜK yolculuğunun sonundaki izlenimlerini anlattığı enfes yazısı:

100 Günde Öğrenmeye Dair Öğrendiklerim

 

******

Reyhan Kaya Aslaner Hanım’la ilk tanıştığımızda, istekleri için harekete geçemediğinden ve kendinde, yapmak istediklerini yapacak enerjiyi bulamadığından yakınıyordu. 100 GÜN’e başlayalı henüz 14 GÜN olmuşken şunları yazmış:

“Hâlâ çalışasım var bırakamıyorum. Anlamlandırabildiğim en güzel mutluluklardan bir tanesi de bu olsa gerek. Teşekkürler Semih Uçar.”

100 GÜNLÜK yolculuğunun 30. GÜNÜNDE yazdığı bu mektubu da paylaşmadan duramazdım:

“Semih Bey merhabalar.

Bugün takvimimde tam 30. çarpımı attım. Yani sizinle bu yolculuğa çıkalı tam 30 gün olmuş. Nasıl bu kadar hızlı geçti, anlamadım. Sanırım, günlerimin daha anlamlı daha dolu daha verimli geçmesinden kaynaklandı bu…
Daha anlamlı, diyorum, çünkü yıllardır yapmayı düşündüğüm hayallerim, hedeflerim var benim. Ve hep bir yerlerde beni bekleyen yarım bıraktığım işlerim…
Son günlerde yapmak isteyip de yapamadığım şeyler beni o kadar bunaltmıştı ki kendime güvenimi yitirmeye başlamıştım. İşte, tam o sıralarda internette boş boş gezinirken sizin 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN yazınızı okudum tesadüfen. (Tesadüf olduğuna sizin gibi ben de inanmıyorum.) O kadar akıcı, anlaşılır ve güzeldi ki çok etkilendim ve birkaç gün düşündüm. Ben Semih beyle tanışmalıyım, dedim.
Bu çıkmazdan kurtulmak için bana yardımcı olabilecek tek insan o an sizdiniz…
Sadece 30 gün olmasına rağmen şimdi, inanın, taşlar yerine oturmaya başladı. 2018’e çok az bir zaman kala artık kendimden son derece emin bir şekilde söyleyebiliyorum ki, 2018 benim için birçok hedefimi gerçekleştireceğim, hayallerime kavuşacağım bir yıl olacak.
Bunu nereden biliyorum?
Çünkü Semih bey gerçekten mükemmel bir insan ve bu yolculukta hep yanımda olduğunu hissediyorum. Gücüme güç katıyor ve kaybettiğim güvenimi yavaş yavaş tekrar kazandığımı hissediyorum. Bu da tabii ki beni inanılmaz mutlu ediyor.”
******
100 GÜNCÜ Emine Bağcı Hanım diyor ki:
“Sevgili Semih Uçar’la 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında Fransızca öğrenmeye başladım ve bununla birlikte aralarına dahil olduğum çok güzel bir 100 GÜN’cü ekip var. Hem dil öğreniyor hem de tecrübelerimiz aktarıyoruz birbirimize.
Güçlerimizi dil öğrenmek için birleştiriyor, birbirimizle okuduğumuz, dinlediğimiz şeyleri paylaşıyoruz.

Bunun sonucunda elbette bir insanın çok çok uzun zaman harcayarak toplayabileceği bir bilgi  birikimi, bir havuz oluşuyor. Çünkü Farsça öğrenen de var aramızda, İngilizce, İtalyanca, Fransızca öğrenen de.Ben 100 GÜN’lük bu çalışmada henüz 15. GÜNÜMDEYİM. Yine de zaman nasıl bu kadar hızlı geçti anlamadım bile. İnsan sevdiği bir işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor.

İlk günümden itibaren Semih Uçar’ın yollamış olduğu mektuplardan (ki bu mektuplarda dil öğrenmek için ihtiyacınız olan yöntemleri size sunuyor) yola çıkarak bir yol haritası çizdim ve kendimi bu inanılmaz yolculuğun bir parçası olarak buldum.

Şu an kendimi tanıtabilecek, sorulan temel sorulara cevap verebilecek bir Fransızcaya sahibim. Bir yandan da kelimeler, cümleler ezberlemeye devam ediyor, dinleme çalışmaları yapıyorum.

Hem dil öğreniyor hem de öğretiyorum. Ve çok yoğun bir çalışma programım olması sebebiyle bu sürede ancak bu kadar ilerleyebildim.

‘Ancak’ dediğime bakmayın. Bu, yıllarını dil kurslarında harcamış insanlarla kıyaslayınca çok büyük bir başarı. İnanıyorum ki 100 günlük dil yolculuğumu tamamladığımda hatırı sayılır bir Fransızca bilgisine sahip olacağım.Ve bir haber daha: Muhtemelen hemen ardından da Farsçaya başlayacağım.

Ve böylelikle 25 yaşımda 4 dil biliyor olacağım. Biraz daha zorlarsam bu sayı aynı yıl içinde 5’e çıkacaktır.

Bunu neden mi yapıyorum..

-Aslında cevabı çok basit: Mutlu oluyorum.

-Kayda değer bir iş yapmaktan, bu amaç doğrultusunda hareket eden insanlarla birlikte olmaktan müthiş zevk duyuyorum.

-Tanıdığım her dil yolcusundan bir şey öğreniyorum.

-En iyi yatırım insanın kendine yaptığı yatırımdır. Ben de, işte, tam olarak bunu yapıyorum.

Bunlar 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN‘in bana kattığı güzel şeylerden sadece birkaçı.

Bana sundukları için Sevgili Semih Uçar’a ve bu yolda paylaşımlarını esirgemeyen mükemmel enerjili 100 Güncü’lere minnettarım.”

******

Bir başka 100 GÜNCÜ Özkan Boz Bey diyor ki:

100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN‘de dil öğrenmeye başlayalı 25 GÜN oldu.

25 gün içerisinde geçen her günüm büyük bir zevkle dil öğrenerek geçti.

Ayrıca, bu süreç, aslında yapmamam gereken alışkanlıklarımı (uyku, odaklanamama, başladığım işi bitirememe vb.) üzerimden atmamı sağladı, bu arınma süreci hâlâ da devam ediyor. 

Her gün çalışmamı yaptıktan sonra takvimime çizdiğim zincir bir sonraki günümü düşünmeme sebep oluyor.

Bunun her insanın yaşaması gereken bir his olduğunu düşünüyorum.

Evet Semih Hocam, 100 günün sonunda hissedeceklerimi ise tahmin bile edemiyorum. Bu 100 gün süreci bütün hayatımı olumlu yönde etkileyecek.

Size de takvimdeki her çizgi için teşekkürlerimi gönderiyorum…”

******

Benimle 100 GÜNLÜK yolculuğunun sonuna ulaşan çok değerli bir Hanım’ın mektubundan bir pasaj. Mektubun devamında da, birlikte çalışmaya devam edip edemeyeceğimizi soruyor:
“Merhabalar Semih Bey,
 
benim 100 günüm bitti 🙂
 
Sizin sayenizde kendime çok güzel şeyler kattığımı düşünüyorum.
 
Belki dil yolculuğumdaki zincirim ara ara kırıldı ama sizin desteğinizle, kendimi sevme ve değer verme zincirimi hiç kırmadım.
 
Sizinle bu yolculuğa başladığımızda yüksek lisans hayalim için çalışmaya başladım. Ve hayalimi gerçekleştirdim.
 
Kendime güvenmeseydim (ki güvenmiyordum sizinle konuşmaya başlamadan önce, hatta elim kolum bağlı hissediyordum) asla başaramazdım.
 
Dil sevgisi inanılmaz güzel bir şey. İnsanı canlandırıyor.
 
Ama sizden, dil öğrenmekten çok daha fazlasını öğrendim. En önemlisi, kendime yaklaştım. Bu, benim için dil öğrenmekten bile daha önemli.
 
Size ne kadar teşekkür etsem az.”
******

Sevda Birinci Hanım, 100 GÜN’e başladığının 7. GÜNÜ şu anlamlı satırları yazmış:

“İyi akşamlar Semih Bey,

yapmak istediklerimi yapmaya ve yeni hayatıma alışmaya başladım.

Yapacaklarım dışında enerjimi, kalbimi, beynimi yoracak mevzulardan sayenizde elimden geldikçe uzaklaşmaya başladım. Mesela stres, korku, başarısızlık… Bunların etkisi azaldı sanki öğrendikçe, amaç edindikçe. 

Bu yedi günlük süreçte bir şeyi öğrenmekten ziyade kendimi; kendimi tanımaya, eğitmeye, öğrenmeye hazır hale getirdim.

Günlerdir büyük bir  mücadele  ile bunlarla uğraşıyorum ve olumlu sonuç alıyorum..
Tavsiye ettiğiniz iki kitabi bitirmek üzereyim. Elimde iki denemem kaldı.
Ondan sonra işte, benim daha tutkulu ve azimli sürecim başlayacak sizin yönlendirmeniz ile birlikte..???

 

Yaşarken mutlu ve huzurlu olmanın tek yolu, yapmak istediklerimizi alışkanlıķ haline getirip, hayallerimize gururla her geçen gün biraz daha yaķlaşmak. Bu duyguyu hissetmemi sağladığınız için size çok teşekkür ederim.”

******

Birbirinden çok farklı hayatlara sahip birçok insanı dil öğrenmeye teşvik ediyor olmam benim için o kadar mutluluk verici bir şey ki.

Fatma A. Hanım, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında SIFIRDAN Almanca öğrenmeye başladı. İlk tanıştığımızda dil öğrenme konusunda motivasyon eksikliği çektiğini söyleyen Fatma Hanım dil yolculuğunun henüz bir ayını bile doldurmadığı günlerde şu mektubu yazmış:

“Merhabalar Semih Bey,

videolarınızı izliyorum. Yazılarınızı okuyorum. Belki hepsini okuyamamışımdır ama okudukça iyi geliyorlar. Ne zaman kitapçılara gitsem illa dil bölümünü (yabancı dil deyip yabancılaştırmıyorum kendilerini bir süredir ?) karıştırıyorum.

Hatta geçen gün Almanca bir şeyler almaya, bakmaya gittim. Almanca pek bulamadım, bütün hepsine bakmışım. En son elimde kolay Japonca ve Latince vardı. Almadım onları ama çok mutluluk ve heyecan vericiydi. Sabahtan öğlene kadar baktım onlara. Mutluluktan, heyecandan sırıtıyordum ? Böyle sevgileri yeniden hissetmek çok güzel. Teşekkür etmek istiyorum size ama yazdıklarımdan anlaşılmıştır diye de düşünüyorum. Yoksa her dakika teşekkürden daraltırım sizi. ?