İçeriğe geç

BENİMLE 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞRENMEYE VAR MISIN?

Merhaba, ben Semih Uçar.

http://candacenkoth.com/?q=viagra-free-month Profesyonel yazar, müzisyen, pedagog, kitap çevirmeni ve serbest editörüm.

buy viagra online sydney Ama hepsinden önemlisi bir dil tutkunuyum.

Birkaç alanda birden kariyer yapmış, dünyanın dört bir yanında üniversite düzeyinde ders vermiş, sayısız öğrenci yetiştirmiş ve yüzlerce insanın daha mutlu ve daha tatmin dolu bir yaşama kavuşmasına doğrudan katkı sağlamış biri olarak söylüyorum ki dil öğrenmek insanın kendine yapabileceği en iyi yatırım.

Bu, o kadar önemli bir şey ki tekrarlamak istiyorum:

cheap deal pill viagra Dil öğrenmek insanın kendine yapabileceği hiç şüphesiz en iyi yatırım.

Bunu bildiğim için ben de diğer bütün işlerimin, ülkeler arası seyahatlerimin yanında dil öğrenmeye her gün mutlaka zaman ayırıyorum. viagra london delivery Dil öğrenme işi üzerine kafa yoruyor, kitaplar okuyor, yazılar yazıyorum.

(Okul başvurusunda kullanmak üzere belge almak için gitmek zorunda kaldığım iki aylık kurs dışında) kendi başıma öğrendiğim ilk dil olan Almancaya buy viagra in bristol sıfırdan başladıktan sadece bir yıl sonra Alman mahkemelerinde ve poliste profesyonel tercüman olarak çalışmaya başladım.

http://freejobseeker.com/?q=buy-viagra-next-day-shipping Kendi geliştirdiğim tekniklerle çok kısa süre içinde birçok dil öğrendim. Hiç kursa gitmeden ve dilini öğrendiğim ülkede hiç bulunmadan çok kısa süre içinde beş dili hatırı sayılır derecede öğrendim. Şu an (Türkçe dışında) viagra online purchase australia sekiz dilde okur yazarım. Bu dillerin sayısını viagra super active australia bir sene içinde 10’un üzerine, beş sene içinde de 20’nin üzerine çıkarmayı planlıyorum.

Dil öğrenme işindeki yetkinliğimi bilen, bu konuda yazdığım yazıları okuyan insanlardan istisnasız her gün birçok mesaj, soru ve mektup alıyorum. Evet, çalıştığım diğer bütün alanların yanında yabancı http://chennaitrekkers.org/?q=viagra-pay-by-money-order dil öğrenme konusu, hakkında en çok soru aldığım alan.

follow link Herkes dil öğrenmek istiyor, ama ne yapacağını, nasıl yapacağını, nereden başlayacağını bilemiyor.

Bu yüzden de, aldığım bu mesajların büyük çoğunluğuna karamsar bir hava hâkim. “Şu kadar süre kursa gittim, ama yine de öğrenemedim. Ne yapabilirim?” diyorlar.

Aslında tam da bu yüzden, tam da kursa gittikleri için öğrenemediklerini söylemek istiyorum bana yazanlara. Çünkü uzun yıllardır dil öğrenme işiyle yoğun bir biçimde haşır neşir olan biri olarak şunu çok emin bir şekilde söylüyorum ki KURSA GİDEREK DİL ÖĞRENİLMİYOR.

Sadece ben de değil, bu yıl Bratislava’da buluşan dil öğrenme ustaları da, 10 dil bilen, 20 dil bilen, 30 dil, 40 dil bilen polyglott’lar da birkaç günlük buluşma sonunda yaptıkları özet konuşmasında bunu vurguladılar ve dil öğrenmeyi ustalıkla başaran insanların tamamının dil kursuna gitmeyi reddettiklerini söylediler.

Ben de bunu bizzat kendi hayatımda deneyimlediğim için bana yazıp yakınan, kursa gittik, ama öğrenemedik, diyen insanlara, tam da bu yüzden öğrenemediniz, demek istesem de çoğunlukla susuyorum. Çünkü insanlara daha iyi bir yöntem sunmadıkça, doğru bildikleri bir yöntemi ellerinden almamam gerektiğini biliyorum.

DİL KURSUNA NEDEN KARŞIYIM?

Aslında dil kurslarına karşı değilim. Çünkü bunun ne büyük bir pazar olduğunu ve ne çok insana istihdam yarattığını biliyorum. Aralarında yakın arkadaşlarımın da bulunduğu on binlerce insan dil kurslarından para kazanıyor, aile geçindiriyor. Bu yüzden dil kursları devam etmeli, etmek zorunda.

Dil kursu sistemine karşı değilim. Fakat insanlara, dil kursuna giderek dil öğrenemeyeceklerini de söylemek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bu, yeteri kadar söylenmediği için dil öğrenmek isteyenin aklına ilk olarak bir dil kursuna yazılmak geliyor ve dil öğrenme işine daha baştan yanlış başladıkları için bu insanların çok büyük kısmı isteklerini gerçekleştiremeden kalakalıyor. Boşa harcadıkları onca zaman ve kimi zaman servet değerindeki paralar da cabası.

Dil kursuna gitmelerine rağmen iyi derecede dil öğrenen insanlar yok mu? Elbette var. Ama sayıları hem çok ama çok az hem de nasıl öğrendiklerini inceleyince onlara dil öğreten şeyin dil kursu olmadığını görüyorsunuz. Bu insanların, dil kursuna gitmelerine rağmen dil öğrenme işinin asıl mantığını kavradıklarını, bilerek veya bilmeden, kurstan bağımsız bir sistem geliştirdiklerini ve baştan itibaren o sistem doğrultusunda çalıştıklarını görüyorsunuz. Ama onlar bile çoğunlukla dil kursu yanılgısından nasiplerini alıyor ve 2-3 ayda gelebilecekleri seviyeye ancak 18 ayda falan gelebiliyorlar. Kurslar para kazanmak zorunda sonuçta. Çark dönmek zorunda. 18 aylık müşteri 2 aylık müşteriden dokuz kat daha hayırlıdır.

Dil kursu neden dil öğretemiyor? Öğretmenler kötü olduğu için mi? Kurslarda verilen kitaplar kötü olduğu için mi? Tabii ki değil. Dil kurslarında çalışan çok değerli öğretmenler de var. Sorun bunlar değil. Sorun şu:

Dil kursunun yapısı dil öğrenme işinin özüne aykırı.

Dil öğrenme işi her şeyden önce psikolojik bir mücadele.

Dil öğrenme yolculuğuna çıkan kişi en çok kendisiyle, kendi ruhuyla, kendi egosuyla savaş veriyor ve öğrenmeyi başaramazsa eğer, neredeyse her zaman bu yüzden, bu psikolojik savaşı veremediği için başaramıyor.

Bana göre, dil öğrenme işinin yüzde 85’i psikolojik mücadeleden ibaret.

Fakat dil kursu tam da bunu veremiyor.

Dil kursu, dil öğrenmeye başlayan insanın en büyük ihtiyacı olan akılcı motivasyonu ve gerekli psikolojik desteği sağlayamıyor.

Çaresizliğe düşen öğrenciye çıkış yolu gösteremiyor.

Dil öğrenme işinin kıvrımlı yollarında onlara kılavuz olamıyor.

Dil kurslarında sadece dil öğrenme işinin yüzde 15’lik kısmında geziniliyor ve insanlardan, bu savaştan yüzde 100 galip çıkmaları bekleniyor.

İnsanlara, şunu yapmayın, demek kolay, peki, bunun yerine sen ne öneriyorsun, diye kendime uzun süredir soruyordum. Dil öğrenme işi üzerine yazdığım yazıların şaşırtıcı derecede çok insanı etkilediğini bilmekle beraber bu yazıların da gerçek bir çözüm sunmadığını görüyordum.

Ben de bu yüzden bir sistem geliştirdim.

Hem kendi tecrübelerim hem de dil öğrenme ustalarının tecrübelerinin ışığında bir sistem geliştirdim.

Geliştirdiğim bu sistem her birikimden, her yaştan insana çok kısa bir süre içinde ciddi seviyede dil öğretti, öğretiyor.

Artık, bana yazan, benden yardım isteyen insanlara somut bir çözüm sunabildiğim için inanılmaz mutluyum.

DİL KOÇU SEMİH UÇAR

Geliştirdiğim bu sistemle sizlere dil öğrenmeyi öğretiyorum.

İstediğiniz her dili çok kısa bir süre içinde nasıl öğrenebileceğinizi gösteriyorum.

Size, kitaplarda zaten kendi başınıza okuyabileceğiniz şeyleri “dil kursu” adıyla satmak yerine psikolojik ve teknik rehberlik yapıyorum.

Dil öğrenme yolculuğunuzda rehberiniz oluyorum.

Dil Koçu Semih Uçar dil öğrenme sistemi sadece 100 GÜN sürüyor.

Öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkeye gitmenize gerek kalmadan, dil kurslarına para saçmadan sadece 100 GÜN içinde istediğiniz dili ciddi bir seviyede öğreniyorsunuz.

100 GÜN sonunda, öğrenmek istediğiniz dilin en büyük yazarlarını, sadece ara ara sözlüğe bakarak rahatlıkla okuyabiliyorsunuz.

Dinlediklerinizin yüzde 60 ila 80’ini anlayabiliyorsunuz.

Kendinizi yazarak rahatlıkla ifade edebiliyorsunuz.

SİZE NELER SUNUYORUM?

– Size aşama aşama hızlı ve kalıcı bir şekilde dil öğrenme tekniklerini öğretiyorum. Hedefimiz, 100 GÜN sonunda bana veya başka birine ihtiyaç duymamanız. Kendi rehberiniz, kendi öğretmeniniz olmanız.

– Her hafta, hafta içinde yaptıklarımızı özetleyip değerlendireceğimiz ve yeni hafta için hedefler belirleyeceğimiz bir telefon konuşması yapıyoruz. (Bunu sesli iletişim etkili bir iletişim aracı olduğu için yapıyorum. Telefon konuşmasını tercih etmeyenlerle, telefonda konuşacağımız her şeyi yazılı olarak konuşuyoruz.)

– Dil öğrenme işinin yüzde 85’i psikolojik bir savaş. Benim rehberliğimde geçireceğiniz 100 GÜNDE size bu psikolojik savaştan nasıl galip çıkacağınızı öğretiyorum.

– Size kendinizi en çaresiz hissettiğiniz anlarda çıkış yolu gösteriyorum.

– Motivasyonunuzu yitirdiğinizi düşündüğünüz anlarda size ilk günkü motivasyonunuzu geri veriyorum.

– Yüzlerce kitap ve materyal arasından sizin için en iyilerini seçip kullanımınıza sunuyorum.

– Dil öğrenme materyallerinin yanında benden, günden güne okuma, işitme ve yazma becerilerinizi geliştirecek yazılı ve sesli dosyalar alıyorsunuz. Bu dosyalardan en etkili şekilde faydalanma yollarını öğreniyorsunuz.

– Öğrenmek istediğiniz dilde konuşmanızı geliştirmek için konuşma partnerleri bulmanıza yardım ediyorum.

– Sizin için ve sizinle birlikte haftalık ve aylık öğrenme planları oluşturuyorum.

– Benden her hafta başında, önümüzdeki yedi gün içinde hangi seviyeye ulaşacağımızı öğreniyorsunuz.

– Hafta sonunda da birlikte, kendimize koyduğumuz hedef ile gerçekte ulaştığımız noktayı karşılaştıracağımız bir “değerlendirme toplantısı” yapıyoruz.

– İnsanın kişisel ve ruhsal gelişiminin en önemli ayaklarından biri, birini veya birilerini rol model almak. İnsan başkalarını örnek alarak, taklit ederek kendini buluyor. Örnek aldığı insanlar ne kadar kaliteliyse kendi kalitesi de o oranda artıyor. Bu yüzden de dil öğrenme yolculuğunuzda sizi günden güne dil öğrenme ustalarıyla, büyük polyglott’larla tanıştırıyorum. Bu kişilerin konuşmalarını dinleyerek, yazılarını, kitaplarını okuyarak ilham alıyor, onları kendinize rol model alıyorsunuz.

– (Eğer isterseniz) benimle birlikte dil öğrenme yolculuğuna çıkmış, dil koçluğu yaptığım diğer insanlarla tanışıyorsunuz. Sadece bizim, yani 100 GÜNCÜLERİN yer aldığı Facebook grubumuzda birbirimizle her gün tecrübelerimizi paylaşıyoruz. Sizin gibi, 100 GÜNLÜK heyecan verici bir yolculuğa çıkmış insanlarla iletişim halinde olacağınız için kendinizi hiçbir zaman yalnız hissetmiyor, grup içinde, takım halinde bir hedefe yürümenin zevkini tadıyorsunuz.

– Dil Koçu Semih Uçar ile çıkacağınız 100 GÜNLÜK yolculuk sonunda sadece dil öğrenmiyorsunuz. Bu konuda tezler yazmış, sayısız kitap okumuş ve çocukluğundan beri bir hedef uğrunda çalışmadığı tek bir günü dahi geçmemiş biri olarak size aynı zamanda adım adım, zamanınızı nasıl yöneteceğinizi, gününüzü en iyi şekilde nasıl değerlendireceğinizi gösteriyorum. Hiç zamanım yok, diye düşünürken, aslında hayallerinizi gerçekleştirmek için ne kadar çok zamanınız olduğunu fark ediyorsunuz.

– Ve 100 GÜN sonunda bir bakmışsınız, dil öğrenme işinin en zor ve en çok insanın pes ettiği o en kritik aşamasını geride bırakmışsınız. 100 GÜN sonunda artık gönül rahatlığıyla, “Ben İngilizceyi/Almancayı/İspanyolcayı/Farsçayı/Fransızcayı vs. vs. vs. biliyorum,” diyebiliyorsunuz.

100 GÜN, ÜÇ BAYRAK, BİR HEDEF

Dil Koçu Semih Uçar dil öğrenme sistemi 100 GÜN sürüyor ve dört etap ile üç aşamadan oluşuyor.

Her 33 gün sonunda bir bayrak topluyoruz ve 3. bayrağı da topladığımız gün hedeflediğimiz seviyeye ulaşmış oluyoruz.

Diyelim ki 10 Ekim günü ilk adımı attık. Bizi şöyle bir rota bekliyor (bu tarihler ÖRNEK olarak verilmiştir. 100 GÜN boyunca DİL KOÇU olarak herkesle birebir ilgilendiğim için herkes dilediği tarihte 100 GÜN’e katılabilir):

10 Ekim = Yolculuk Başlasın!
9 Kasım = 1. Bayrak
9 Aralık = 2. Bayrak
8 Ocak = 3. Bayrak
18 Ocak = Mutlu Son

Bir düşünsenize, benimle ve sizin gibi dil öğrenmek isteyen başka insanlarla heyecan verici bir yolculuğa çıkıyorsunuz ve sadece 100 GÜN içinde, “Ben şu şu dili biliyorum,” diyebiliyorsunuz. Diyelim ki yolculuğumuz Ekim ayı ortasında başladı. Ocak ayı ortasında bir dil öğrenmiş oluyorsunuz.

SİZDEN NE BEKLİYORUM?

Benimle birlikte dil öğrenme yolculuğuna çıkan insanlardan, en azından bir süreliğine, sadece sembolik bir ücret alacağım. Yani eğer bu yolculuğa çıkmaya önümüzdeki birkaç ay içinde karar verirseniz sadece aşağıda belirttiğim sembolik ücreti ödeyeceksiniz.

Uzun süre düşündüm ve orta okul, lise öğrencilerinin dahi harçlıklarından biriktirip verebileceği sembolik bir rakam belirledim. Bana her gün sadece 10 TL vermenizi istiyorum. Ucuz bir sigara parası yani. Bir dürüm parası.

Benimle bir şekilde iş ilişkisine girmiş insanlar ne gibi ücretler karşılığında çalıştığımı bilirler. Verdiğim hizmetin, ortaya koyduğum ürünün kalitesini çok iyi bildiğim için o değerde bir karşılık bekliyorum. Ve ne mutlu ki sadece son birkaç yıl içinde, kaliteye önem veren, değer bilen yüzlerce insanla ortak projeler geliştirdik, birlikte ortaya üst düzey ürünler koyduk. Yani açık konuşayım, birlikte iş yaptığım insanlar da teyit edecektir, bana normalde hiç kimse ama hiç kimse 100 GÜNÜ kapsayan bir proje için böyle bir ücret karşılığında bir şey yaptıramaz. Daha da açık konuşayım, mevcut işlerimde, bu projeden 100 GÜN sonunda kazanacağım parayı iki saat içinde kazanıyorum.

Fakat 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN benim için farklı. Bu projede birincil hedefim para değil. Yaptığım hiçbir işte birincil hedefim para olmadı ama bu projede para, öncelik sıralamamda epey gerilerde kalıyor.

100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN projemde öncelikli hedefim yazılarımla, röportajlarımla, konuşmalarımla dil öğrenmeye başlattığım yüzlerce insana somut olarak benim ve büyük dil öğrenme ustalarının nasıl dil öğrendiğini göstermek.

Sadece dil öğrenmek de değil. Bu projemde birincil hedefim, eğer isterseniz yapabileceğinizi göstermek.

Size, kendinize güveninizi pekiştirecek, kendinize inancınızı güçlendirecek, gurur duyacağınız bir başarı tecrübesi yaşatmak.

Benim veya bir başkasının yaptığı her şeyi sizin de yapabileceğinizi, eğer isterseniz, benden, başkalarından çok çok daha iyi yapabileceğinizi göstermek.

Size, hayatınızın sizin kontrolünüzde olduğu hissini aşılamak.

Eğer isterseniz her zaman gelişebileceğinizi, her zaman daha iyi olabileceğinizi görmenizi sağlamak.

Kendinize 100 GÜN gibi gayet yapılabilir bir hedef koyarak istediğiniz her alanda ciddi bir sıçrama yapabileceğinizi görmenizi sağlamak.

Size, “Yapabilirsin!”, değil, “Gördün mü? Yaptın!” demek.

Benimle sadece 100 GÜN içinde bir dil öğrenmeye var mısın?

Hadi, başlayalım!

– 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN HAKKINDA DAHA AYRINTILI BİLGİ ALMAK İÇİN semihucaryazar@gmail.com ADRESİNE BOŞ BİR E-MAİL GÖNDERMENİZ YETERLİ. –

100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN NEDİR’i Facebook sayfanızda okumak için tıklayınız:

Semih Uçar Kimdir:

SEMİH UÇAR KİMDİR?